|
| |
| Tesadüf sandığımız şeyler aslında tesadüf değil |
|
|
Konu Yazarı : Ayakkabıkolik (Tüm yazılarını göster.)
(Mesaj Gönder)
Hemen hemen hepimiz, yaşadığımız tesadüfler sonucu “İstanbul küçük” cümlesini kullanmışızdır. Ama nedense rastladığımız kişiler, hiçbir zaman asıl rastlamak istediğimiz kişiler değillerdir. İşte böyle durumlarda İstanbul’un aslında ne kadar büyük olabileceği gelir aklıma.
Bu gece rüyamda Barış’ı gördüm, 2 sene önce ayrıldığım erkek arkadaşım. Bu rüya, ayrılığımızın üstünden geçen 2 sene boyunca, şu “küçücük” şehirde, ona bir kere bile rastlamadığımı farketmemi sağladı (aslında bir kere Hillside’da görmüştüm ama bu sayılmaz çünkü zaten oraya, onu uzaktan görebilmek için gitmiştim). Acaba bu da bir tesadüf olabilir miydi? Yani birbirimize rastlayamamamız. Belki de hayatımızda tesadüf olarak adlandırdığımız bazı olayların, tesadüf olmadığını, gayet sıradan olduğunu kabul edip, asıl tesadüflerin gerçekten beklenmeyen şeyler olduğunu öğrenmemiz gerekiyor (en azından İstanbul’da).
İş yerindeki arkadaşlarınızdan sır gibi sakladığınız iş yeri sevgilinizle gezerken, iş yerinden arkadaşlarınıza rastlarsınız. Yeni sevgilinizle bir şeyler içerken, yeni ayrıldığınız eski sevgilinizin en yakın arkadaşına rastlarsınız. Okulu kırıp Cadde’de fink atarken, aile dostlarınızdan birine rastlarsınız. Çok hasta olduğunuz bahanesiyle ektiğiniz bir arkadaşınıza, aynı gün içinde başka bir arkadaşınızla yemek yerken rastlarsınız. Aslında bunların hepsi beklentiniz dahilinde yaşadığınız tesadüflerdir. Bir arkadaşımızı ekip, daha keyifli bir plan yaparken “umarım bugün bir yerlerde x’e rastlamam yoksa bütün foyam ortaya çıkar” diye düşünürüz, yani bu içten içe beklediğimiz bir olaydır ve bu düşünce onu bir tesadüf olmaktan çıkarır.
Hale baksanıza; bu şehirde tanıdıklarımıza rastlamak gayet sıradanlaşmış gibi gözükmüyor mu? Bu artık beklenen bir olay halini almış, hepimiz mutlaka bir yerlerde, tanıdığımız birileriyle karşılaşıyoruz. Ama asıl nokta şu ki “nasıl olsa mutlaka bir yerlerde rastlarım” dediğiniz eski sevgilinize 2 sene boyunca İstanbul’un hiçbir köşesinde rastlayamamışsanız, işte bu bir tesadüftür (tabii başka bir şehre taşınmamış veya hakkın rahmetine kavuşmamışsa). Hatta ölmüş olsa bile mutlaka haberiniz olur ve en kötü ihtimalle cenazesine gidebilirsiniz ama tüm ihtimallere rağmen, gayet kanlı ve canlı bir şekilde şehrin sokaklarında dolaştığını bilmek gerçekten garip. Sanki burada yaşamıyor gibi ona ait hiçbir yaşam belirtisi yok etrafta, hatta sanki Barış diye biri hiç olmamış, tamamen hayal ürünüymüş gibi.
Belki de İstanbul kesinlikle küçük bir şehir değil ve ben yeteri kadar gezmiyorum...
| |
|
|
| |
|
|
| |
|
|
| |
BU
YAZILAR İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
|
|
|
|
|