|
| |
| Yabancı Misafirlerimiz Geldi, Ne Yapsak, Ne Yapsak ? |
|
|
Konu Yazarı : Seda Ekinci (Tüm yazılarını göster.)
(Mesaj Gönder)
Kışın ortasında bu da nerden çıktı şimdi? Ballandıra ballandıra İstanbul’u anlatıp: Noooluur, gel, bak çok beğeneceksin, lütfen en kısa zamanda bekliyorum ona göre, şimdiden tüm planlar hazır, pleaseee pleaseeeeeeeee… nidaları atarken hayalinizde hava hep güneşli olur da hiç beklemediğiniz bir anda Şubat ortası haydi hooppp geliyoruz diyeceklerini de hiç düşünmezsiniz... Hatta ve hatta gelme ihtimalleri bile yoktu, bak sen şu işe. Neyse artık olan oldu, ne yapsak ne etsek bir bakalım. Sonuçta misafirperver bir milletiz biz, şikâyete yer yok.
Önce plan yapmak lazım tabi. Bir kere ilk gün bir Türk ailesi deneyimi yaşatmak lazım. Dolayısıyla gelsin sarmalar, gelsin börekler, yaşasın mercimek çorbası. Eğer çevrenizde bir de benimki gibi Adanalı bir anneniz varsa, işte zurnanın zırt dediği yer orasıdır çünkü gelsin mantılar, gelsin içli köfteler, baklava, gelsin yöresel mutfak, acı, baharat. Daha ilk günden bence misafirin kalbini fethettik, bir de üstüne orta Türk kahvesi de geldi mi bu iş tamamdır. Tabi olay karşınızdakine göre de değişir. Bir keresinde Venezüella’dan gelen bir arkadaşım, bu ilk geceden fazla etkilenmiş gibi görünmediği sırada yemek ardından gelen çayın yanındaki küp şekerlere aşık olmuştu Meğer onların ülkesinde sadece toz şeker varmış, bu tarz şekilli olanlar sadece çok zengin ailelerin evinde olurmuş. Bizim emektar küp şekerin mantı ve sarmanın tahtını salladığı an odur işte. Dolayısıyla ne yaptık, kutu kutu küp şeker hediye ettik kendisine. Herkes mutlu, hediyeler de ucuza geldi Tabi anneannemin, zamanında çeyiz olsun diye yaptığı kenarları işlemeli başörtüleri ve yün patiklerden de vermeden olmaz.
Ve gezi başlar… Güzel bir kahvaltı ve sokağa ilk adım. Listemize göre kilise, cami, müze gibi tarihi birkaç yer görmek gerek, dolayısıyla ilk durak Sultan Ahmet Camii, Topkapı ve Ayasofya. Hazır bu kadar yorulduk ve buralara kadar geldik bir de Çemberlitaş Hamamında şöyle bir güzel keselensek iyi olur. Fakat önceden söylemem gerekirse eğer bütçe kısıtlıysa bu hamam sefasını tellak olmadan halletmek gerekiyor, aksi takdirde mis kokulu tertemiz ve relax bir misafir yaratmak size baya pahalıya patlayabilir. İşin en güzel yanlarından biri de Sultanahmet Köftecisinin habire karşınıza çıkmasıdır, misafirimizden ekstra bir kredi daha. Bu civarda son durağımız tabii ki Kapalı Çarşı. Tarihi ve atmosfer olarak mutlaka bir kez bile olsa bu havanın teneffüs edilmesi gerek ki zaten İstanbul’a gelen herkes gelir gelmez orayı sorar nedense. Orayı takiben Eminönü’ne kadar inip Mısır Çarşısında şöyle bir turladıktan sonra bir de modern bir şeyler yapalım, İstanbul Modern’e götürelim, havamızı basalım. Tabi programa göre Sakıp Sabancı Müzesi de olabilir. Boğaz manzarası eminim ki bu müzedeki eserlerden daha dikkat çekici olacaktır. (Ekstra zamanı olanlar için Panoramik 1453 Müzesi, Miniatürk ve Akvaryum alternatif olabilir)
Aslında listemizin en parlak unsurlarından birisi Boğaz. Üstünden geçsen başka bir tat, altında dursan, yandan baksan başka… Üstünden geçerken : ‘’Bak seni kıtalararası gezdiriyorum’’ geyiği mutlaka dönecek biliyorum. Gece olup da ışıkları yanınca ne de güzel oldu. Bu çevrede yapılabilecek baya bir şey var aslında. Mesela Balta Limanı'ndaki Fincan Kahve’de oturulabilir veya Rumeli Hisarı’ndaki cafelerden birinde (özellikle Lokma) müthiş manzara eşliğinde mükellef bir Türk kahvaltısı yapılabilir.(Misafirimiz sosyetik arayışlar içindeyse ücretsiz motorlardan birine atlayıp Suada veya Anadolu yakasındaki Lacivert’e de gidilebilir) Kahve içmek isterseniz Bebek’teki Starbucks lokasyon ve manzara açısından en doğru seçim olur. Daha sakin bir yer isterseniz İstinye’de bulunan Tribeca’ya bayılırsınız. Hele bir de tatlı menüsü gelsin, pancake’lerin üzerinden karamel ve dondurma aksın, işte hayat
Seyahatlerin en güzeli bence alışveriş çılgınlığıdır. Hele Istanbul’daysanız her bütçeye göre o kadar çok seçenek vardır ki insan ne alacağını şaşırır. Şubat ayı da tam indirim ayı zaten. İlk durak tabii ki İstinye Park. (Giderken şöyle bir Maslak havası da solutalım, burası da güzel gökdelenlerimizi barındırdığımız business mekânımız diyelim). Eğer bir alışveriş merkezi derseniz, en doğru seçim burasıdır. Hem ferahtır, insanı sıkmaz, hem de aradığınız birçok mağazayı ve indirimi de bulursunuz. Hani alışveriş merkezi olsun ama biraz farklı olsun derseniz Kanyon da baya ilgi çekici olabilir. Eğer İstinye Park’ı seçtiyseniz alışveriş ardından içerideki veya hava güzelse dışarıdaki cafelerden birinde duraklayabilirsiniz. İşin en güzel yanı buralar size bir alışveriş merkezindeymişsiniz havası vermez..
Konumuz alışverişse Bağdat Caddesi ve Nişantaşı’nı da es geçmemek gerek tabi, hiçbir şey almasanız bile dünyanın en pahalı caddelerinden birinde yürümek bile zevk verir sanırım. Üşenmeyip Nişantaşı’ndan Taksim’e yürüyüp İstiklal Caddesi'ne varınca işte en büyük kozlarınızdan biri karşınızdadır. İster alışveriş yapın, ister yemek yiyin, ister sadece yürüyün. Bu caddedeki bence en üzücü durum, çok kalabalık olması ve başımızı şöyle bir yukarı kaldıramayışımızdır. Hâlbuki bir kaldırsak, iki yanımızdaki binalara bir baksak, mimari gözlerimizi kamaştırır, eskiden bu caddenin çok lüks ve saygın bir yer olduğu döneme geri dönmek isteriz.
İstiklal Caddesi boyunca Taksim’den Tünele doğru yürürken sol tarafta en favori mekanım olan Midpoint bizi karşılar. Ne olursa olsun buraya bir uğramak gerek bence. O belli belirsiz kapıdan girerken karşınıza çıkacak manzaranın ilk başta farkına varamıyorsunuz, fakat merdivenleri bir çıkınca aradığınız şey tam karşıdadır, güzel bir dekorasyon, nefis yemekler, ve muhteşem manzara. Ha bir de alışverişe doymadım, ucuz bir şeyler bulalım derseniz hemen yanındaki Beyoğlu Pasajı tam size göre.(Pasaj çılgınlığı devam ederse Atlas Pasajı, Aznavur Pasajı, Halep Pasajı ve Terkos Pasajı sıra sıra gezilebilir:) Gece hayatını sevenler için ise zaten konuşmaya gerek yok, doğru semttesiniz. Beyoğlu denilince akla ilk gelen yerlerden birisi de Çiçek Pasajı ve Nevizade’dir. Balıklı mezeli sofraların vazgeçilmezi… Farklı olsun, bizim olsun, e biraz da merdiven çıkalım derseniz Galatasaray’da Fransız Sokağı ilginç bir seçim olabilir.
İstanbul demek deniz demek aslında. O zaman Ortaköy’e mutlaka gitmek, misafire kumpir yedirmek, ara sokaklarda incik boncuk denemek, cafelerden birinde oturup elmalı çay ve nargile içmek gerek. Eğer akşam gittiyseniz ve güzel bir mekan arıyorsanız Ortaköy House Cafe’yi tavsiye ederim. Eğer gündüzse oradan kalkan teknelerden birinde Mezdeke eşliğinde göbek ata ata bir boğaz turu yapabilirsiniz
Diyelim ki arkadaşımız fotoğraf çekmeye çok meraklı. Bu konuda da uzmanlaşmış semtimiz Balat’tır. Poposu açık koşturan çocuklar, rengârenk evler, eski mimari, deniz kokusu kesinlikle size çok güzel bir malzeme verecektir. Hazır gitmişken Eyüp’te Pierre Loti’de bir simit çay keyfi yapıp sevgili Altın Boynuzumuzu seyretmeden de olmaz şimdi. Güzel İstanbul Hatırası fotoğrafları içinse Moda sahili biçilmiş kaftandır. Eğer küçük ve farklı bir yürüyüş rotası isterseniz Boğaziçi Üniversitesi'nden yürüyerek Rumeli Hisarına ve deniz kenarına kadar inmeniz ayrı bir keyif olacaktır.
İstanbul çok güzel, rakı-şiş kebap çok güzel, yine gelecek ben üçlemesindeki rakı-şiş kebaba gelince. Güzel bir ocakbaşı tavsiyem Harbiye’deki Akcanlar Ocakbaşı’dır. Kendileri sarımsağı bile kebap kıvamında sunmayı başarmış mükellef bir yerdir. Kesinlikle tavsiye edilir.
Bu kadar gezintiden sonra ayrılık vakti gelir çatar. 4 gün süresi içerisinde 3 kilo alan, İstanbul’un aslında ne kadar farklı ve etkileyici bir şehir olduğunu anlayan, artık fes takılmadığını, bir erkeğe 4 kadın düşmediğini, harem kültürünün bitmiş olduğunu gören arkadaşımız şaşkın ve mutludur. Konumuz İstanbul ise aslında yapacak şeyler yaz yaz bitmez. Senelerdir yaşadığım halde bilmediğim yüzlerce yer var, ama hepsini gezmeye ne zaman ne ömür yetmez. Eminim misafirimiz de yeteri kadar İstanbul deneyimi yaşamıştır. Misafirin makbulu kısa kalanıdır diyerek kendisini uğurladıktan sonra anlarız ki aslında böyle bir şehirde yaşayıp, giden değil de kalan olmak ne güzel bir şeymiş.
Seda Ekinci
| |
|
|
| |
|
|
| |
|
|
| |
BU
YAZILAR İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
|
|
|
|
|