|
| |
| ZAYIFLAMAK MI??? HA HAA! ÇOK BASİT !!! |
|
|
Konu Yazarı : Seda Ekinci (Tüm yazılarını göster.)
(Mesaj Gönder)
1:70 boyunda ve 59 kiloyum. İncecik hatunları gördükçe kendi kendime: Acaba şişman mıyım ben diyerek bir spor merkezine kaydoldum. İlk aşamada yok vücuttaki yağ oranıymış, kas oranıymış, ne var ne yok ölçtüler, ve sonuç: 2 kg EKSİĞİNİZ var!!! :) Nasıl yani? E bu kocaman göbek ne peki? 
Bir kadının alabileceği en güzel iltifat :)
Peki ben neden şaşırdım?
Çünkü, hayatımda hiçbir rejimi başaramamış, hiçbir gym programını düzene sokamamış, en favori yiyecekleri makarna, köfte-patates, döner, hamburger vs olan ve sürekli abur cuburla beslenen ve daha çok masa başında çalışan bir insan olarak nasıl oldu da 2 kg eksiğim oldu benim?
Düşündükçe çıktım işin içinden sonunda. Bunun yapıyla, genle falan alakası yok. Neyi nasıl, ne zaman, ne kadar yiyeceğini bilmek gerek galiba. Bir anda ne kadar şiştiğini anlayan insanlar ne yapar? Şok diyet uygularlar, tüm öğünleri bir anda keserler, akşam olunca da 1 günlük diyet biter ve her zamanki gibi bir sonraki güne aktarılır. Hâlbuki obezite sorununuz yoksa bu kadar da kasmaya gerek yok. İşi önce kafada bitirmek lazım. Yemek yeme alışkanlığını düzene sokmak ve miktarı sınırda tutmak eminim ki dünyada başınıza gelmiş en zor durum olmayacaktır. İlk olarak –rejim- kelimesini literatürden çıkartmamız lazım. Onun yerine –daha az yiyeceğim- demeliyiz çünkü eminim ki hepimiz rejim der demez acıkıyoruz :) Benim sistemimde acıktığım zaman kendimi kasıp: -Yok ben bunu yemiyim- mantığı olmadığı için dünya hala tozpembe.
Seneler önce Amerika’da baya kilolu sayılabilecek bir ailenin yanında yaşamıştım. Bu insanlar her gün: Zayıflamamız lazım, zayıflamamız lazım, diyerek önlerine çıkan her türlü diyeti deneyip, çeşit çeşit diyetisyenle çalıştılar ama olmadı. Sonunda evin annesi bir gün eve çok mutlu bir surat ifadesiyle gelerek şunu söyledi: Buldum! Haftada 1 kg vereceğiz, göreceksin! Hiç inandırıcı gelmemişti ama işin garip tarafı, kilo vermeyi başardılar! Hem de hiç aç kalmadan! Yaptıkları şey şuydu:
Sabah güzel bir kahvaltı ki onların güzel dediği kahvaltı, bizimkinin yanında hiç kalsa da yine de zengin sayılırdı. (Hayır, Corn Flakes değil) Kahvaltı ve öğle arası minik atıştırmalıklar, öğlen sebzeli etli az yağlı yemekler, ikindi yine minik atıştırmalıklar, akşam ki en önemlisi bu, yine koca bir tabak sebze ve et. Gece film izlerken bir koca tabak dolusu patlamış mısır bile yiyorlardı. Bu arada neden bilmiyorum, o kadar zengin bir mutfağımız olmasına rağmen bu insanların yaratıcılıkları bizde yok. Üzerine çörek otu atılmış taze fasulye gördünüz mü, ya da yoğurda batırılan kereviz sapı? O sevmediğimiz sebzeleri o kadar süslü püslü bir hale sokuyorlardı ki zaten insan gözüyle doyuyordu.
Neyse, efendim ne diyorduk, bu sebze-et (beyaz) yemeklerinde sınır yoktu. Ha bu arada yanında ekmek yerine mutlaka az pilav, kuskus veya makarna olduğunu da söylemeden geçmeyim. Yemek biter bitmez de bizim alışkanlıklarımızın aksine bunlar koca bir kâse salata yiyip dibine kadar doymuş hissederlerdi ki cidden çok doyurucuydu. Yani kısacası, sebze beyaz et ağırlıklı yedikçe, tuz ve şekeri kıstıkça, 2-3 öğün değil de 5-6 öğün yenildikçe insan niye acıksın, niye şişmanlasın ki? Formül çok basit. Ha bir de canınız isterse gidin yarım saat spor yapın, ekstra kredi kazanın. Bu anlattıklarım bahsi geçen ailenin formülüydü. Benim formülüm ise şu. Sabah aç karnına yeşil çay içmek, abur cuburu olabildiğince erken saatlere kaydırıp, akşam bir nebze daha hafif yiyip, erken saatlerde yemek faslını kapatmak. Gece acıkmasına karşı da istediğimiz kadar meyve yeme lüksümüzün olduğunu biliyor olmak. Tabi bol da su içelim. Asla- ben bu kadar kalorili şeyi yemem- demem, az da olsa yerim. Hatta arada bir, çok canım istiyorsa hepsini yerim. Her şey beyinde bitiyor. Sürekli: Ben şişmanım, kilo vermem lazım diyip, psikopat bir şekilde kalori hesaplamasına giderseniz bence daha çok kilo alırsınız. Biz millet olarak biraz tembel insanlarız, birçoğumuz aman program yapalım, spora gidelim, diyetisyene gidelim, sağlıklı yemekler pişirelim, kalori hesaplayalım mantığını ilk başta benimsese de bir türlü uygulayamaz. En azından, en başta insan hiçbir şeyden kendini mahrum bırakmayıp, sadece bir nebze daha düzenli saatlere kaydırırsa, baya bir yol kat eder. Sonucu görünce de bu insanı öyle bir motive eder ki işte o gazla belki de dünyanın en programlı insanı haline geliriz. İki gün yemek yemeyip acaba kilo verdim mi diye tartıya çıkıp, mucizeler görmeyi bekler, sonrada üzülürüz. Hâlbuki bu işi yavaş yavaş yapsak, minik adımlar atarak bence daha hızlı yol alırız. (Bu hikâye tavşanla kaplumbağa hikâyesine döndü sanki :) Bakın mesela durduk yerde, hiç ummadığımız zamanda 10 dakikada ne kadar kalori yakabiliyoruz:
• Alışveriş yapmak 10 Kcal.
• Banyo yapmak 23 Kcal.
• Bulaşık yıkamak 28 Kcal.
• Elde çamaşır yıkamak 30 Kcal.
• Enstrüman çalmak (piyano) 24 Kcal.
• Salınarak dans etmek 31 Kcal.
• Ders ve ödev yapmak 15 Kcal.
• Giyinip – soyunmak 17 Kcal.
• Kitap, dergi, gazete okumak 10 Kcal.
• Makyaj ve cilt bakımı yapmak 12 Kcal.
• Merdiven çıkmak 150 Kcal.
• Örgü, el işi, dikiş, nakış 14 Kcal.
• Saç kurutmak 14 Kcal.
• TV izlemek, müzik dinlemek 9 Kcal.
• Toz almak 22 Kcal.
• Uyumak 9 Kcal.
• Ütü yapmak 40 Kcal.
• Yerleri silmek 33 Kcal.
Kısaca tüm anlatacaklarım bundan ibaret. Kesinlikle herkese yakışan bir kilo vardır, illa hepimizin sıfır beden olması gerekmez ki zaten öyle çıtı pıtı hatunları çok itici buluyorum. İnsan biraz olsun sağlıklı gözükmeli. Hayat aslında göründüğünden çok daha basit. Bir kadın için en önemli unsurlardan biri dış görünüş ve bunun kendisine getireceği özgüvendir. Çok şişman veya çok zayıf olduğunuz sürece, bunu sürekli kompleks haline getirip sürekli şikayet edip çevrenizdekileri de bunalttığınız sürece hayat işkence halini alır. Bu durumda hem arkadaşlarınızın olduğu kadar, hem eşiniz veya sevgilinizin kendinizden uzaklaşmasını sağlarsınız ki o zaman başka bir sorun baş gösterir, bir de hikâyenin içine Güzin Ablamız dâhil olur. Eminim ki bunu hiç birimiz istemeyiz. 
| |
|
|
| |
|
|
| |
|
|
| |
BU
YAZILAR İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
|
|
|
|
|